Get Adobe Flash player


Sevilay YÜKSEL sevilayyuksel@
egitimhabercisi.com
Kayıt çilesi hep aynı!

Günümüzün ağır ekonomik şartları birçok ailenin çocuklarına ‘iyi bir eğitim imkanı ve parlak bir gelecek sağlamak’ adına zorlanmalarına sebep oluyor.

 

Çocuklarının geleceklerini garanti altına almak isteyen anne-babalar, bunun için ellerinden gelen her şeyi yapıyor.

 

Ancak her yıl okul kayıtlarında yaşanan bağış tartışmalarıyla beraber  ‘kayıt parası’ da gündeme gelir.

 

İster ilköğretim ister lise olsun eskiden beri  ‘bağış’ adı altında velilerden ‘kayıt parası’ istenir.

 

Okulların velilerden kayıt parası istemelerinin ise iki nedeni var.

 

Birinci neden birçok okulun parasız oluşu ve bakım, temizlik, onarım gibi ihtiyaçlarını karşılamak için bütçe oluşturmaya çalışmaları.

 

Diğeri ise ailelerin ‘iyi bir okul ve kaliteli eğitim’ arayışından kaynaklanır.

 

Hemen her veliye sorduğunuzda; ‘çocuklarını iyi eğitim veren, sosyal faaliyetler yönünden gelişmiş, daha kaliteli olduğuna inandıkları okulda okutmak istediklerini’ söylerler.

 

İşte bu istek daha ilkokul döneminden başlar.

 

Velilerin kendi semtlerindeki mahallelerinde ya da yakınında mutlaka bir okul vardır.

 

Fakat veliler, kendi oturdukları eve uzak fakat adını duydukları ve daha iyi şartlara sahip olduğunu düşündükleri okula yönelerek, çocuklarını o okula kaydettirmek isterler.

 

Bu noktada ister istemez ‘zorunlu bağışlar’ devreye girer. Okul idarecileri ilk başta ikametgahı uzak olan bu öğrencilerin kaydını yapmak istemez.

 

Ancak veliler ‘illaki çocuğumu bu okula yazdıracağım’ diye ısrar eder.

 

Sonrasında onca çaba, kayıt için verilen paralar, tartışmalar, kavgalar ve şikayetler birbirini izler.

 

Aslında farkları yok

 

Aslında eğitimin içeriği bakımından okullar birbirinden çok da farklı değildir.

 

Veliler okulun fiziki yetersizliği, sınıfların kalabalık oluşu gibi nedenlerden dolayı hiç beğenmedikleri ve istemedikleri bir okulda ‘çocuklarının çok daha iyi bir eğitim alacağı’ olasılığını hiç düşünmezler.

 

Hatta birçok özel okulun bile çok farklı olmadığını söyleyebilirim. Çoğu özel okul sosyal faaliyetlerinin fazla oluşu, yabancı dil imkanı, teknolojik donanımları ve mekan güzellikleri ile velilerin gözlerini boyar.

 

Çünkü ister resmi ister özel olsun her okulda aynı müfredat uygulanmaktadır. Tüm okullarda hemen hemen aynı şartlarda yetişen öğretmenler görev yapar. 

 

Özel okulları devlet okullarından ayıran en önemli özellikler; sınıf mevcutlarının az oluşu, öğretmen eksiğinin olmaması, yabancı dil avantajı ve öğrencileri teknolojik donanımlardan yararlandırabilme olanağının daha fazla oluşudur.

 

Aslında velilerin okulları inceleme imkanları olsaydı, iyi zannettikleri pek çok okulda öğretmen eksiği olduğunu, kalabalık sınıflarda eğitim verildiğini, çoğunun bakım ve onarıma ihtiyaçları olduğunu görebilirlerdi.

 

Ama ne yazık ki velilerin çocuklarına ‘daha iyi bir gelecek sağlamak’ için farklı arayışlara girmesi hoşlarına gitsin gitmesin, kayıt dönemlerinde çirkin görüntülerin yaşanmasına sebep oluyor.

 

Maalesef okullara daha fazla ödenek ayrılmadığı sürece veliler çile çekmeye, bu çark da böyle işlemeye devam edecek.

 

Bu işin genelge yayınlamakla, okul müdürlerini uyarıp, ‘veliler hiçbir şekilde bağış yapmaya zorlanmayacak, Bakanlığımız sıkı takiptedir’ demekle çözülmeyeceği ise apaçık ortada

 

Veliler de gereksiz yere okul yöneticileri ile gerginlik yaşamaya sebebiyet vermemeliler.

 

Özellikle çocukları ilkokula başlayanlar, evlerine yakın bölgede bulunan bir okulu tercih etmeli, farklı okul konusunda ısrarcı olmamalılar.  


Yayin tarihi:  2011-08-28
Bu haber toplam 3185 defa okunmuştur
Yazarlar
Untitled Document
Kategori haberleri

Copyright © egitimhabercisi.com
2011
 
 
Bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan
ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
24 Ekim   02:05