Ülkemiz adeta bir sınav cenneti olduğu için dershane sektörü giderek büyüdü ve dev bir hale geldi.
Okullardaki ders programları ile sınavların uyumlu olmaması nedeniyle, dershaneye gitmeden bir sınavı kazanmak da neredeyse imkansız oldu.
Hal böyle olunca bu işten karlı çıkan dershanelerin sayısı ve kazançları her geçen gün biraz daha arttı.
Kendilerine öğrenci çekebilmek için birbiriyle yarışan dershaneler, seviye tespit sınavları, erken kayıt indirimleri, sınavlarda dereceye giren öğrencilere hediye vermek gibi çeşitli yollara başvuruyor.
Böyle bir ortamda rekabet edebilmek kolay olmasa gerek, ancak bazı dershaneler işi öyle abartıyor ki gülmemek elde değil.
Birkaç sene önce unutmuyorum; İstanbul’un ana caddelerinden birinde bulunan, Türkiye’nin isim yapmış büyük dershanelerinden biri, dış cephesini olduğu gibi rengarenk yanıp sönen ışıklarla donatmıştı.
Dışarıdan bakıldığında sanki bir gece kulübü havasını andırıyordu.
Reklamını nasıl yapacağını şaşırmış bu dershane, dışarıya kolon koyup müzik yayını yapsa şaşırmazdınız.
Bu şekilde dikkat çekmeye çalışmak belki genç arkadaşlar tarafından ilgi görebilir. Ancak işi ciddiye alan bir kişi tarafından gerçekten saçma bir görüntü olarak algılanıyor.
Denetim eksik
Sınavlara hazırlık aşamasının vazgeçilmezlerinden olan dershanelerin öncelikli amacı, eğitimde kaliteyi hedeflemek olmalı.
Gazetelerde boy boy reklamları çıkan birçok dershane, gerçekten gerektiği gibi nitelikli bir eğitim verebiliyor mu?
Dershanelerin başarı ve devamsızlık takibi, deneme sınavları, rehberlik hizmetleri, sınav başarıları veliler tarafından tam olarak araştırılıyor mu?
Sınavlara girecek öğrenci adaylarını doğru düzgün hazırlayabiliyorlar mı?
Kimsenin bütün bunları ne araştırdığı ne de denetlediği var.
Üniversite adayları ise, her zaman olduğu gibi 'yolunacak kaz' gibi görülüyor.
Herkes düzenini kurmuş kazancına kazanç katarken, üniversite adayları yine kaybeden taraf oluyor.
Bence yetkililerin dershanecilik sektörünü sıkı bir denetime tabii tutup haksızlıklara daha fazla meydan vermemeleri gerekiyor.
Çalışma performansı
Bu arada dershaneye başlayan öğrenciler, okullar açıldığında bu yoğun tempoya kendilerini alıştırmaya şimdiden başlasalar iyi olur.
Ancak tüm öğrenciler, ‘sınav kazanılmazsa dünyanın sonu’, ‘olmazsa olmaz’ diye bir kural olmadığını kafalarına iyice yerleştirmeliler.
Ve yine her öğrencinin ‘aynı tempoda çok sıkı çalışması gerekir’ diye bir mantıkla hareket etmesi kadar saçma bir şey olmayacağını bilmesi gerekiyor.
Nasıl her insanın ilgi alanları, zevkleri ve yetenekleri birbirinden farklı ise, her öğrencinin de çalışma performansı ve algılama gücü birbirinden çok farklı.
Fakat ülkemizde hala geri kalmış eğitim metodlarının uygulandığını ve bazı dershanelerin öğrencileri ister istemez yanlış yönlendirdiğini görüyoruz.
Maalesef öğrencilerin, aile bireylerden tutun da okulundaki ve dershanesindeki öğretmenlerine kadar çalışma metodları ve verdikleri öğütlerin genelde hatalı olduğunu düşünüyorum.
Burada yine dershanelere büyük görev düşüyor.
Kaliteli bir rehberlik hizmeti ile öğrencilerin yetenekleri ve kapasiteleri iyi belirlenerek mutlaka doğru yönlendirilmeleri gerekiyor.