Rakamlar ortada. YGS’ye 1 milyon 837 bin aday katıldı ancak yalnızca 450-500 bine yakını doğru düzgün bir
bölüme girebilecek.
Üniversiteye giriş sitemindeki plansızlık, daha önce sınava girip tekrar şansını deneyenler her yıl üniversite kapısında bekleşen gençlerin artmasına neden oluyor.
Üniversite sınavlarına üniversiteyi kazananlar da okudukları bölümü beğenmeyip tekrar tekrar giriyor.
Böylece boş kontenjanların bir bölümünü yine bu öğrenciler doldurmuş oluyor.
Ayrıca YÖK'ün meslek liselerine getirdiği katsayı kısıtlaması ve genel liselere olan talebin artması da yığılmayı artıran önemli etkenlerden.
Üniversiteler ise sınırlı sayıda olan kontenjanları sebebiyle yoğun talebi karşılayamaz hale geldi.
İşsizler ordusu
Aslına bakarsanız hangi üniversiteye ve hangi fakülteye giderseniz gidin, büyük bir umutsuzluk hakim.
Üniversiteye giremeyenler bir pişmansa, girenler bin pişman.
Çünkü mezun olur olmaz işsizler ordusu kendilerini bekliyor.
Yani sınavı kazanamamanın verdiği üzüntü, üniversite mezunu olup da işsiz kalmanın yanında hiçbir şey değil.
Karamsarlık yaymak istemem ama maalesef gerçek bu.
Bu yüzden sınavı kazanamamak nasıl ki ‘herşeyin bittiği’ anlamına gelmiyorsa, herhangi bir başarısızlıkta da “artık her şey kolay, güllük gülistanlık olacak” beklentisine girmemek gerekiyor.
Yolunuza devam edin
On binlerce genç iyi bir üniversiteden mezun olmasına rağmen iş bulamazken hemen her türden liseyi bitiren öğrencinin ‘üniversite okumaktan başka çarem yok ’düşüncesine kapılması ise ayrı bir handikap.
Çünkü dünyanın hiçbir ülkesinde ‘herkes üniversite okumalıdır’ diye bir kural yok ve üniversite mezunlarının mutlaka iyi bir iş bulabilmesi garanti değil.
Gençlerin çoğu ‘üniversiteyi bitirirsem daha kolay iş bulurum’ düşüncesine sahip ve sırf üniversite okuyayım diye sevmediği bir bölümden mezun olanların sayısı da azımsanmayacak oranda.
Gençlerin her şeyden önce üniversite bitirip bitirmemenin gerçekten şart olup olmadığını, kendilerine iyice sormaları gerekiyor.
Özellikle de mesleki eğitim alan gençler...
Bu gençlere "neden mesleki eğitimi seçtiniz ” diye sorduğunuzda genellikle ‘iş imkânının daha fazla olması’ diye bir cevap alırsınız.
Ancak kimi bu soruya doğru düzgün cevap bile veremiyor.
Bu gençlerin büyük bir kısmı ‘üniversiteyi kazanamazsam hiç olmazsa elimde bir mesleğim olur’ diye düşünüyor.
Bir kısmı da mesleki eğitimi neden seçtiğini bile bilmiyor ve ailesinin yönlendirmesiyle seçmek zorunda kaldığı için, tek çözümü üniversite okumakta buluyor.
İşte bu kesimde bulunan gençler üniversite okumayı bir zorunluluk olarak görmek yerine, üniversiteye girişte kendi alanları ile ilgili bölüme devam etmeyi amaç edinip, kendilerine sunulan avantajları iyi değerlendirmeliler.
Çünkü yüksek öğretime geçiş şartlarında ve gençlere iş istihdamı konusunda bu kadar plansızlık varken onca yıl kaybetmenin hiçbir anlamı yok.
Bu öğrencilerin eğitim gördükleri alanda ilerlemeleri, bu günkü şartlarda çok daha sağlıklı bir hareket olur.
Tüm gençler için sonuç ne olursa olsun hayallerinizden ve amaçlarınızdan asla vazgeçmeyin.
Daha önünüzde ÖSS benzeri onlarca sınav olacak.
Arada bir kazanarak arada bir de kaybederek yaşamaya kendinizi alıştırıp yolunuza devam etmekten vazgeçmemelisiniz.