Okullardaki bağış olayları sadece eğitim yılının başlarında yaşanmıyor.
Veliler hemen her dönem bağış istekleriyle karşı karşıya kalıyorlar.
Devlet, okulların elektrik, ısınma, su, tadilat vb. gibi zorunlu giderlerini karşılamakta yetersiz kaldığı için, okulların bir çoğu bu ihtiyaçları velilerden toplanan paralarla karşılamaya çalışıyor.
Kimi buna kayıt sırasında verilen 'gönüllü bağış' derken, kimi de 'eğitime katkı payı' gibi isimler koyarak meşrulaştırmaya çalışıyor.
Bazı okullar ise bağış olayını öyle abartmış ki bunu adeta bir tehdit unsuru olarak kullanmaktan hiç çekinmiyorlar.
Geçenlerde görüştüğüm bir veli, çocuğunun devam ettiği Ataköy'deki bir ilköğretim okulunda kendilerinden 100 milyon lira istendiğini belirterek, vermeyen öğrencilere 'karnenizi alamazsınız' tehtidinde bulunduklarını iddia ediyor.
Tabi zaman zaman bu ve buna benzer bir çok şikayet almamıza ve gündeme getirmemize rağmen MEB olan bitenleri duymamazlıktan geliyor.
Bu tür konuların kendilerini rahatsız ettiğini, tedbir alınacağına ya da alındığına dair herhangi bir açıklama bile yapmıyorlar.
'Hizmetten faydalanamıyoruz'
Sağlık ocaklarındaki ücretsiz muayene uygulaması gerçekten çok önemli bir gelişme.
Daha önceleri bu kurumlarda mesai saatinin beşte bitmesi, bir çok kişinin rahat bir şekilde bu imkandan faydalanmasını sağlıyordu.
Ancak buralarda görevli doktorların kendi aralarında anlaşarak mesai saatlerini üç buçukta bitirmeleri, çoğu kişinin bu hizmetti alamamasına neden oldu.
Özellikle çocukları sabah erkenden okula giden ve çıkış saatinde muayene için yetişemediklerini söyleyen veliler, bu durumdan oldukça rahatsız.
Çocukları hastalanan bazı veliler, okul çıkış saatleri nedeniyle sağlık ocaklarına gidemediklerini söylüyorlar.
Belki, 'çocukları o zaman başka sağlık kuruluşlarına götürsünler' diye düşünebilirsiniz.
Ancak böyle söylediğinizde, 'zaten maddi durumumuz çok iyi olsa sağlık ocağına gitmek durumunda kalmazdık' diyorlar.
Herkes için bu durum geçerli olmasa bile, bazı veliler sağlık ocaklarındaki bu uygulamanın değişmesini istiyorlar.
Nelerle uğraşıyorlar!
Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerini anlamak gerçekten zor.
Okullarda onca çirkin ve yasal olmayan uygulamalar yaşanırken, bütün bunlara göz yumuyorlar da yılbaşı kutlamaları, balo vb. aktiviteler yapılınca rahatsız oluyorlar.
Milli Eğitim yetkilileri bütün işerini güçlerini bırakmış, okullarda bu tür etkinliklerin yapılamayacağına ve yasak olduğuna dair okullara yazı gönderiyorlar.
Velilerin bir çoğu bu durumdan çok rahatsız. 'Bu tür faaliyetlerin öğrencilere ne gibi bir zararı olabilir' diye sorarak bu yasaklamalara anlam veremediklerini söylürlar.
Bu konuyla ilgili velilerin birbirlerine gönderdikleri mail aynen şöyle;
'Geçen hafta perşembe günü müdürümüz ile yaptığım görüşmede şikayetimizle ilgili olarak sözü geçen yazıları velilerle paylaşmak istediğimi belirttim. Kendisi Beyoğlu kaymakamlığından ve Milli Eğitimden gelen yazıları bana gösterdi. Ancak bunların resmi belge olmasından dolayı açık bir alanda yayınlanamayacağını söyledi. Bu yüzden paylaşamıyoruz.Yazılar 4 Nisan da Milli Eğitimden, 6 Haziran' da kaymakamlıktan gelmiş. Sadece bakıp not alamadığım için ancak bu kadarını iletebiliyorum. Zaten okulun kendi politikası da bu yönde olduğundan elimizden pek bir şey gelmiyor.'
Milli Eğitim yetkilileri bu işlerle uğraşacaklarına, okullarda yaşanan çirkin olayların önlenmesi için tedbir alsalar çok daha iyi olacak.
Okullarda yapılan etkinlik, kutlama, balo vb. gelince, bu tür faaliyetler veli ve öğrenci istekleri göz önüne alınarak okul yönetimi tarafından değerlendirilir ve yapılıp yapılmayacağına karar verilir.
Kutlamalara isteyen veliler katılır isteyenler de katılmaz.
Bence yetkililer bu konudaki tutumlarını tekrar gözden geçirip mantıklı bir karar alsalar iyi olur.