Bugün yükseköğretimde öğrencileri bekleyen sorunlar, maalesef yeni üniversiteler açmakla çözülmüyor.
‘Kontenjanlar artıkça üniversitelere girmeye çalışan öğrenci sayısı azalır ve hiçbir sıkıntı kalmaz’diye düşünülüyor ancak mevcut üniversitelerin sorunları çözülmeden yenilerinin eklenmesi, sorunların katlanarak büyümesine neden oluyor.
Örneğin üniversitelerde yaşanan ‘öğretim elemanı’ sorunu yükseköğretimde büyük bir sıkıntı oluşturuyor.
Gerek devlet gerek vakıf üniversitelerinde öğretim elemanı açığı iyice büyümüş durumda. Gerçek anlamda vakıf kimliği taşımayan ve ticarî amaçla kurulan vakıf üniversiteleri öğretim üyesi yetiştirmekten çok, devlet üniversitelerindeki öğretim üyelerini transfer etmeyi tercih ediyor.
Devlet üniversitelerinde akademisyenlere ödenen ücretlerin düşük olması ise, bu geçişi iyice hızlandırıyor.
Son açılan üniversitelerle ile birlikte öğretim üyesi kaybına uğrayan devlet üniversiteleri de yenilerini yetiştirmekte oldukça zorlanıyor.
Maaşların az olması nedeniyle akademik kadrolara olan talep gittikçe azalıyor. Mevcut akademik personel ise, doğru düzgün geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda kalıyor.
Ayrıca öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısının sürekli çoğalması, ders yükünü artırdığı için akademisyenlik eskisi gibi tercih edilmiyor.
Öğretim üyesi açığının öğrenci sayısındaki artışa göre ters oranda büyümesi, özellikle yeni açılan taşra üniversitelerinde akademik niteliği olmayan kişilere ders verdirilmesi gibi sebepler de, yükseköğretimdeki eğitim kalitesinin giderek düşmesine neden oluyor.
Yurt ve burs imkânı
Üniversitelerimizde öğrenciler için sıkıntı oluşturan sorunlardan bir diğeri de ‘yurt ve burs imkânı.’
Önceleri okumak için belli başlı şehirlere giden öğrenciler yeni üniversiteler açıldıkça, Anadolu’nun bir çok ilinde ailesinden uzak bir şekilde yaşamak zorunda kalıyor.
Öğrencilerin ancak sadece bir kısmı resmî kurumların tahsis ettiği yurt ve burs imkânlarından yararlanabiliyor.
Bir çok öğrenci ise ev kiralarının ve özel yurt ücretlerinin yüksek oluşu sebebiyle, bakımsız pislik yuvası pansiyonların kucağına itiliyor.
Birkaç kişi birleşerek ev tutmaya kalkışan öğrencilerin parası ise, ancak bodrum katlarını ya da çatısı akan daireleri kiralamaya yetiyor.
Yaşanan bunca sorunlara karşı, Hükümet ve diğer kamu kurumları çözüm üretmek için artık ciddi bir adım atmalı.
Öğrencilerin sağlıklı bir yükseköğretim hayatı geçirebilmesi için mevcut imkanlar artırılmalı. Yükseköğretimle ilgili kişi ve yetkili kurumlar da, bu sıkıntıların azaltılmasına yönelik bir an önce girişimde bulunmalı.
Çünkü üniversitelerde okuyan gençler bu ülkenin geleceği.
Geleceğimizin aydınlık olması için de gençlerin kaliteli eğitim alması şart!